Cuma, Mayıs 27, 2011

Hellingen Kime Benziyor?

Entarisi ala benziyor.
Şeftalisi bala benziyor.
Çatlak profesör tipiyle,
Hellingen kime benziyor?

Üstte saç çıkmıyor.
Yanları uzatıyor.
Bu imaj anlayışı ile,
Hellingen kime benziyor?

Ben sana düşmanım diyor.
Dünya onun olacak sanıyor.
Bu devirde bu kafayla,
Hellingen kime benziyor?

Bıkmıyor, usanmıyor.
Her delikten çıkıyor.
Buruşuk dede siniriyle,
Hellingen kime benziyor?

Laftan, azardan anlamıyor.
Dayaktan kötekten bıkmıyor.
Kafadaki çentiğiyle,
Hellingen kime benziyor?

Kah kabileleri ayartıyor.
Kah uzaylıyı kışkırtıyor.
Bitmeyen kiniyle,
Hellingen kime benziyor?

Bir gün robot yapıyor.
Bir gün gemiye takıyor.
Zehir gibi kafayla,
Hellingen kime benziyor?

Yenilse de takmıyor.
İdealinden vazgeçmiyor.
Aslında biraz da,
Hellingen bana benziyor.
 
                    Darkwood/1846

28 yorum:

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Ahahahaa :))))))))))
Zagor'umuzun şiir yazdığını düşünmüştüm bir an için, ancak aşağıdak 1946 tarihi beni kendime getirdi :)) Anakronik bir durum mu var burda Sıtkı Hocam? :))
Bir de eğer bunu yazan Zagor ise, aralarındaki bu elektriklenmeyi nasıl izah edeceğiz? :) Stockholm Sendromu yoksa aslında ve oricinalinde Darkwood Sendromu'mudur? :)

Evet, bugün cuma ve ZSB yenilendi. Her cuma bekleriz artık, Kıral TV'ye üstten alttan teşekkür ederiz :)

gerisi önemli değil... dedi ki...

çatlak nazi proflarına benziyor :)

einstein'a benziyor. doc brown da ona benziyor bu ara :)

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

1946 falan yok. 1846 yazıyor. Sizin gibi dikkatli birine yakıştıramadım açıkçası. Şiir bizzat Zagor'un kaleminden...

Münir Özkul'a makyaj yapsak şahane Hellingen olurmuş. Ben tüccar değilim, bilim adamıyım ben... :)

Bu arada Darkwood Sendromu imgesi güzelmiş. İş çıkar bundan. Atalım malzeme havuzuna :))

Son olarak Hellingen'in ismindeki cehennem vurgusunu da şu an farkettim. Vay be...

Selamlar yorumculara...

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Sıtkı Hocam, ÖSYM nin puanlarla oynaması gibi, sanki siz de tarihlerle oynuyorsunuz gibime geldi ama, elimde belge var. (alt+printscreen'in ne manaya geldiğini tahmin edersiniz) :))

Münir Özkul'a makyaj yapsak şahane Hellingen olurmuş. Ben tüccar değilim, bilim adamıyım ben... :)

buna çok güldüm ben :))) :)))))

Öztürk Serengil de aklıma gelmişti benim ama, bıyıklardan mı kaybeder acaba o? :)))

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Sizde belge varsa bizde de kaset var. Ormanda Zagor kılığında yaptıklarınız kayıtlı. Bir send tuşuna bakar valla :)

Sehven 1946 yazılmış. Bütün okurlara zaten mektup gönderdik. Bu yorumların özellikle, postun yayınlandığı bugün yapılması manidar. dzzzt.czoot...

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Sayın Sıyrıl, Sevgili Çiko'muz Darkwood'un ıssız ormanlarında, Wichita dağlarında aç biilaç gezerken, bir pesküviti bile yokken, sizin bu tarz kaset, maset imalarınız çoayboluyor. Millet aaaç aaaçç beyfendii aaaççç :)))

Bakınız şimdi ikna oldum, sehven yannış yazılmış olabilir, ne var bunda :)) (keh keh keh) :))

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam Sıtkı Sıyrıl,
Öncelikle “Gerçeğin çöllerine hoş geldiniz!”

Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi, bir keresinde yazılarınıza gene böyle uzun bir ara vermiştiniz. Sanırım dört ay uzunluğundaydı. Dönüşünüz bir Helligen yazısıyla olmuştu:) Acaba tesadüf mü?

Kim ne derse desin Hellingen’li Zagor maceralarına bayılırım. Adam mucittir, bilim adamıdır. Sonra istikrarlı bir düşmandır. Ayrıca Zagor’un hiç mi kabahati yok yani. Hatırlasanıza Hellingen’in icat ettiği o güzelim Titan’ı Zagor nasıl suyun dibine göndermişti:) İlla kafa kızacak. Haybeye Hellingen olunmuyor demek ki!

“Helligen’in entarisi ala benziyor” şarkı sözlerinden sonra, Mahowklar kalender olur koçaklamasının sözlerini de öğrenebilir miyiz?

Döndüğünüze sevindim Sıtkı Sıyrıl.

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Hoşbulduk efenim, selamlar.
"Mohawklar Kalender Olur" koçaklaması için stüdyoya gireceğim yakında. Türü arabesk rap olacak sanırım...

Hayal Kahvem dedi ki...

Karamba Karambitaa:)
Sıtkı Sıyrıl, madem stüdyoya girmeye karar verdiniz, "Gitar jim ile Darkwood Havaları ile Frida'nın Nikahi (sılov)" parçalarını da duruma dahil etseniz.Nerden duydunuz bunları diye sual edecek olursanız? Binlerce kasıga aşkına Sıtkı Hocam.. Yeminle sizden öğrendim.. Ama dinleyemedim.. Düşünsenize Sıtkı Sıyrıl'ın yazdığı kitabı okurken,bu müzikleri dinlemek!
Şahane olmaz mı sizce:)

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

ah ah. albümün parçaları dışarıya sızmış demek ki :) ateş suyunu fazla kaçırdığım bir akşam yazdım bir yerlere demek ki... canına yandığım.

Hayal Kahvem dedi ki...

Sülalemin bütün bıyıklıları adına! Nasıl yani, bu bilgiler gizli miydi? Daha neler?

İyi ama evvel zaman içinde, diyeceğim odur ki bi fi tarihinde Sevgili Aşkın Güngör'ün bloğuna yazdığınız bir yorumda okumuştum ben. Hiç gizli saklı değildi vallahi. Hatta çok sevmiştim bu şarkı sözlerini de kaç kere Hayal Kahvem'deki yazılarımda kullanmıştım. Hazır yeri gelmişken şimdi itiraf edeyim dedim:)) Böyeyken böyle işte!

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Hocam yeni bir haber aldık, duyuralım burdan diye düşündüm :))

Cuma günleri 13.00 - 14.00 arasında Açık Radyo'da çizgi roman üzerine bir program "O Esnada Başka Bir Yer"

Dinleyemeyenler ve eski programlara ulaşmak için: www.oesnadabaskabiryer.org

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam Tomrukcan,
Negzel haber:) Siz dinlediniz mi acaba bugünki programı? Muhabbet ne üzerineydi?

Hayal Kahvem dedi ki...

Nâzım Hikmet soruyor: “Başlayayım mı Üstad?” Bedri Rahmi’nin sesini duyuyorum: “Başla Reis!”

Bakın ne anlatacağım. Nazım Hikmet 1960 larda bazı şiirlerini kendi sesinden kayda almış. Arkadaşı Bedri Rahmi’ye “Bu Kaydı çok iyi saklayın, aman ha!” diye vasiyet etmiş. Şimdi bu kayıt elimin altında… Araba kullanırken mütemadiyen dinliyorum. Müthiş bir his veriyor. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun “Patırtı yapmayın” demesiyle, Nazım Hikmet’in sesinden daha önce okumadığım şu şiiri başlıyor…

Yeşilden mordan pembeden
Yosundan yapraktan yoncadan
Bahar inceden inceden
Paris baharı bu bulanık
Serde ressamlık var azıcık
Bütün gün mor üstüne çalışmışım
Boğazıma kadar mora gömülmüşüm
Kulağımda bir akordeon sesi mosmor
Canımın acısı dizimin sızısı mosmor
Kırk yıllık emektar baş ağrılarım mor
Sen Nehri bal rengi Eiffel Kulesi mor
Kanlıca sırtlarında akşam oluyor.

Çok uzun ve şahane bir şiir bu. Hele Nazım Hikmet’in sesinden dinleyince “Yeryüzünde ne kadar insan varsa bir o kadar da mor” diye bağırasım geliyor.

Ben günlerdir dinliyordum bu şiiri. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Sıtkı Sıyrıl’ın Hellingenli yazısını okuduğumdan beri… Ne zaman bu şiiri dinlesem, aklıma hep Helligen geliyor. Gözümün önünde mor entarisiyle Hellingen canlanırken Nazım Hikmet “Mor deyip geçme belalı renk musibet” diyor… Hellingen’in Zagor’a yaptıklarını düşünüyorum… Sanki yüreğime sswaack efektli bir hançer giriyor. Sonraaa… Karamba karambita… Nazım Hikmet Mor adlı şiirini bitirirken

“İnsanların hesabı kimden sorulur bilmem… Ama morların hesabı benden sorulur benden” diyor ya…

Heyyy! Yüreğime sanki mor bir merhem sürüyor.

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Sıtkı Hocam, Cuma geçti, blog güncellenmemiş, hâl ve gidişattan sınıfta kalacaksınız bu sene :))

Kral TV alt yazılı bir kurtarma yazılısı yapar mı bilinmez...

Mr. Aşkın Güngör dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mr. Aşkın Güngör dedi ki...

Sevgili Sıtkı Sıyrıl, bu devirde bir şiir yazıp da bunca yorum alabilmek ne mutluluk... Sizin albeninizden, üstün niteliklerinizden, vurdu mu oturtma gücünüzden kaynaklanıyor bu yorum silsilesi diyeceğim ama görüyorum ki şiiri Zagor yazmış, siz de onun şiirinden nasiplenmişsiniz.

Şu kitap... Ne zaman yayınlanacak bu? Merak içinde bekliyoruz.

Adsız dedi ki...

Zagor_Tenay isimli Twitter hesabı size mi ait acaba? Hellingen'in şiirinden bahsediyor da.

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Herkese merhaba,
Sevgili Tomrukcan, Blogu güncellemekte zorlanıyorum. Kitaba konsantre olup son haline getirmeye çalışıyorum. Ancak çok zorlanıyorum. İş hayatının yoğunluğu feci. Hedefim en kısa zamanda bitirmek. :)

Sevgili Aşkın Güngör, yorumlarınız için teşekkürler efenim. Sevgiler, saygılar…

Bu arada Zagor_tenay twitter hesabı benim değil. Ama enteresanmış. http://twitter.com/#!/zagor_tenay Zagor ‘un ağzından twitler yazmış. Hem şiir için kaynak da vermiş.

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Heyecanla bekliyoruz hocam, kolay gele :)) Yardımcı olabileceğimiz bi konu varsa, memnuniyetle :)) mesela ben çoşahane Darkwood Çayı demlerim, yanına da iki tane çiko galetalarından :))

Hayal Kahvem dedi ki...

Binlerce kasırga aşkına!! Ve sülalemin bütün bıyıklıları adına!


Ben var ya... Ben.. Şimdi yüreğimi dinledim. Kırgın mıyım? Binlerce kafatası ve üstüne Darkwood'un bütün davulları aşkına! Yoo.. Ben kırgın değilim. Karamba karambitaa!.. Ben basbayağı fena halde kızgınım!

Bir daha Zagor'un Sözü Bu Bloğuna yorum filan yazmam!! Yazmam!

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Hayırdır inşallah. Hayal Kahvem bir şeye kızmış ama artık yorum yazmayacağından öğrenemeyeceğiz de.

Hayal Kahvem dedi ki...

Tamam...Kafasına yıldırım düştü sanıp, "RRRRUMMMBBBLEEEEEE"
efekti işiten birinin halini anlatmalıyım.. Anlatacağım..

Ama şimdi geç oldu.. Arkası yarın.

Hayal Kahvem dedi ki...

Bakın ne anlatacağım. Dün gece rüyamda.. Hayırdır inşallah... Bir yer altı mağarasındaymışım. SQUEEK SQUEEK diye efektler işitiyorum. İyice kulak kabartıp dinleyince yarasaların bana “Aşağıda her şey hazır!” dediklerini anlıyorum. Kayalardan oyulmuş basamaklardan iniyorum. Burası buzlu bir kuyuyu andırıyor. Çok soğuk bir yer. Dibe indikçe duvarlardan sular aktığını görüyorum. Sonunda kuyunun dibine ulaşıyorum ki birdenbire karşıma çıkan görüntüden korkuyorum. Darkwood’un bütün davulları aşkına… Bu.. Bu… Tüm zamanların en büyük savaşçısı kızılderili kahraman büyük Rakum değil mi? Rüya bu ya… Güya buzlu kuyunun esrarengiz atmosferi onu zamanın tahribatından korumuş da büyülü silahları elinde sımsıkı duruyormuş. Şaşırıyorum tabii… Ben o şaşkınlıkla birdenbire yere oturuyorum. Sonra illüzyona uğramışım gibi etrafıma bir daire çiziyorum. Cebimden çıkardığım taşları ki bu taşlar yanardağın bağrından çıkan taşlarmış… İşte bu taşları çizdiğim dairenin üzerine yerleştiriyorum… Akabinde birdenbire kaskatı kesiliyorum. Bilmediğim bir sihirli güç volkanik taşları birer kandil gibi yakıyor. Dondurucu soğuk giderek azalıyor. Büyük Rakum ayağa kalkıyor. Bana “Zafer senin! Zihninden gereksiz her şeyler silindi. “ diyor. Ben kendime geliyorum. Ayağa kalkıyorum. Büyük Rakum elindeki büyülü silahları elime veriyor. “Bunlar artık senin “diyor. Ben ne diyorum biliyor musunuz? “Kolla kendini Hellingen.. Seninle hesaplaşmaya geliyorum!! “ diye bağırıyorum. Sonra en yüksek tondan arka arkaya birkaç defa “AAHYAAKKKK!” çığlığı atıyorum. İşte tam burada birdenbire uyandım.

Sıtkı Sıyrıl… Bakın sabahtan beri düşünüyorum. Biliyorum bugün buraya bir açıklama yazacaktım. Dün yazdığım yorumumu okudum. Düşündüm düşündüm… İnanın hiçbir şey hatırlamıyorum. Hatta neye bu kadar kızdığımı çok merak ediyorum. Binlerce kasıga aşkına!
Amaa… İnanın bana… Gerçekten… Hiçbir şey hatırlamıyorum. İyi mi oldu hatırlamamam acaba? Bilemiyorum:)))

Sıtkı Sıyrıl… Acaba bu bir Zagor artistik numaralarından biri mi? Madem kitap sebebiyle Zagor’un Sözü Bu bloğu her Cuma yenilenmiyor. Okurları nasıl oyalamalı… Bir numara yapmalı… Acaba böyle bir şey miydi bilmiyorum? Hatırlamıyorum ki:)

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Sıtkı hocam, bu kitap LOST'a benzemesin? 6 sezon oldu, ha çıktı ha çıkacak :)))

Fuat AKTÜRE dedi ki...

Olası kitabın olası yayıncısı da hasretle bekliyor kitabın bitmesini...
1001roman'dan sevgilerle...

"Sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan" dedi ki...

Aaaaaaa :)))

Fuat Bey hocam, bizler de sanıyorduk ki Sıtkı Sıyrıl kitabı çoktan hazır etti de yayınevi kendini naza çekiyor... Demek Sıtkı Sıyrıl tembellik yapıyormuş :)

Sıtkı Hocam, kamuoyu sizden bi açıklama bekliyor, insanlar gergin, halk panik içinde...

Sıtkı Sıyrıl dedi ki...

Fuat abi, öyle demeseydiniz keşke. Tutunacak dalım kalmadı artık, mecbur bitireceğiz kitabı :)